18.11.2013 10:35

Yok olan İstanbul’u keşfe çıktılar

Fotografik kent ve kentsel mekan keşfi projesi “Exploring Istanbul”, 30 Kasım’a kadar Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi’nde gezilebilir.

Kategorie: Meldungen
Artikel in der Zeitschrift SoL (Ausgabe November 2013) aus Istanbul

Artikel in der Zeitschrift SoL (Ausgabe November 2013) aus Istanbul

Berlin ve İstanbul’dan fotografçıların katılımıyla gerçekleştirilen sergiyle ilgili Proje Yönetmeni Klaus W. Eisenlohr ile görüştük.

GÖRÜŞME: SİNEM BURGU

Bu sergideki fotoğraflar, sansasyonel bir İstanbul’u göstermek istemiyor. Aksine başka bir şeyi, anlamak iddiasında olmayan sakin bir bakışı, yüzeyi açığa çıkarmayı ve okunur duruma getirmeyi deniyor. Bir hafta süren araştırma ve fotoğraflama gezisinin amacı kent realitesini bir parça yaşayarak ve bunu turistik veya egzotik sömürgeci bakış açısına kurban etmeden fotoğraflara dönüştürmek olmuş. Grup, keşif çalışmaları süresince Friedrichshain-Kreuzberg’in kardeş semti olan Kadıköy semtinde ve çevresinde fotoğraf çekerken bu yapısal özelliklerle ilgilenmiş. Defalarca değişime ugramış, lakin kentsel yoğunlasma karşısında geleneksel değerleri korumaya yönelmiş, yüzeysel ve mekansal yapılar grubun çalışmasını belirleyen unsurlar olmus. Berlin’den 12 ve İstanbul’dan 3 fotoğrafçının katılımıyla gerçekleşen bir fotoğrafik kent ve kentsel mekan keşfi projesi olan Exploring Istanbul, 30 Kasım’a kadar Kadiköy Barış Manço Kültür Merkezi’nde görülebilir.

Kadiköy’den projeye katılan ve aynı zamanda NHKM’de fotoğraf atölyesi yürütücülüğünü de yapan Levent Karaoğlu da projenin kardeş semt konsepti üzerinden ilerlemesinin değişik bakış açılarina olanak verdiğini ve üretim sürecinin kentsel dönüşümün sonuçlarına dair sadece dışarıdan bakan bir sergi ortaya çıkarmak yerine kültürel bir derlemeye ve arşivlemeye dönüştüğünü söylüyor.

Sergiyle ilgili Proje Yönetmeni Klaus W. Eisenlohr ile görüştük.

Proje fikri nasıl oluştu, genel hatlarıyla bu proje nedir?

2011 yılında bir grup mimarla birlikte İstanbul’a bir eğitim gezisi için geldim ve şehir çok ilgimi çekti. Kreuzberg’de Photocentrum adında bir kamu kuruluşunda ögretmenim ve Friedrichshain- Kreuzberg, Kadıköy ile kardeş ilçe. Bu sebeple aklımıza ayni konseptte kentsel mekan üzerine bir projeyi Kadıköy özelinde ve genişleterek İstanbul metropolünde yapmak geldi. Daha sonra proje hazırlanırken, Kadıköy ve Ataşehir’in birçok yerinin şehrin gelişimi hakkında bütünüyle temsili olabileceğini fark ettim, özellikle de son 50 yıllık gelişime dair. Gecekonduların dönüşümü, gecekondu sonrası küçük orta-sınıf bölgelerine geçiş gibi ya da komşuluk ilişkilerinin, hatıraların, tarihin ve kimliklerin silinmesine neden olan yepyeni ve çok büyük ölçekli değişimlerin yaşandığı Fikirtepe örneğinde olduğu gibi.

Fotografçılar İstanbul’u tanıyor muydu?

Bazı katılımcılar, daha önceki gezilerinden İstanbul’u biliyordu ama çoğunluk, Türkiye’ye ilk kez ziyaret edenlerden oluşuyordu.

"EGZOTİK İZLENİMLER ARAMADIK"

Istanbul’u gerçekten iyi kavradiğınızı düşünüyor musunuz bu projeden sonra? Çünkü kentsel dönüşüm projeleri hızlandığından beri kimse bu şehri o kadar da iyi anlayamaz hale geldi.

Bence bu çok önemli bir soru. Biz asla “bu şehirdeki her şeyi öğrendik, fotoğrafları çektik, ve buradaki gerçekler bizim size gösterdiklerimizden ibarettir” gibi bir tavırla hareket etmedik. Hazırlık aşamasında yaptığımız okumalar ve tartışmalarda da İstanbul’u tamamen anlayamayacağımız çok açıktı bize göre. Aksine, yabancı bir şehri ilk ziyaret edişte göze çarpan manzaralar, egzotik izlenimler ve turistik bakış açılarından uzak durmaya çalıstık. Ama kendi memleketimizde izlediğimiz yolu izledik, aynı türden görüntüler aramanın peşine düştük. İnsan yapımı mekanlar, küçük detaylar, yüzeyler ve dokular. Bir diğer fikrimiz ise insan yapımı mekanların ya da detayların resimlerinin bize orada yaşayanların portresini sunabileceğiydi. Çok uzun bir çalısma süreci ve çekim sonrası hazırlıklar sonucu kataloğu ve sergiyi hazırladık. Birçok fotografın gizli bir hikayesinin olduğu ya da bize bir şeyleri gösterdiği ortaya çıkmıs oldu, biz de keşfetmis olduk.

EVRİMLEŞMİS KENT KÜLTÜRÜ

Kadıköy’den birçok detay görüyoruz çalısmanızda, bazıları çok dokunaklı, bazıları ise gülümseten kareler.

Bence detaylari daha severek fotoğrafladık ve tanıştığımız insanları da öyle, çünkü bizim basit iletişim girişimlerimize çok hızlı bir şekilde karşılık verdi çoğunlukla insanlar. Ama özellikle Kadıköy’den çalışmalarımıza katılan ve hemen grubun aktif üyeleri ve dostlarımız haline gelen üç fotoğrafçıya ayrıca teşekkür etmemiz gerek ve elbette bize hemen kapılarını açan, sorularımıza cevap veren, çeviri yaparak iletişim kurmamıza yardımcı olan diğer Kadıköylüler’e de. Yolculuğumuz boyunca çok güzel ve zaman zaman da dokunaklı birçok deneyim yaşadık onlarla.

Ayrıca insanların yaşadıkları yerlerdeki kamusal alanlarda ya da kentin köşelerinde tamamen kendilerine özel mekanlar yapmak için harcadıkları çabayı görmek çok etkileyici olabiliyor. Geçmiste kırsaldan kentliliğe evrimleşmiş bir kent kültürünü de yansıtıyor. Bu, İstanbul’da birçok insanın çok kısa bir sürede yaşadıgı bir dönüşüm fakat yeni büyük ölçekli konut projeleriyle tamamen yok olma tehlikesi altında.

Enkazın altında kalan yaşamlar

Türkiye’de kentsel dönüşüm projeleri ve kentsel dönüşüm süreci ile beraber başlayan Gezi Parkı protestolarını ve şu anki siyasi iklimi ne kadar takip edebildiniz?

Elbette, Gezi Parkı protestolarını izledik haberlerden. Alman medyası protestoları kapsamlı şekilde ele aldı. Hatta yazın Berlin’de sergimiz sırasında İstanbul’dan kimi tanıklıklar üzerine bir toplantı bile organize ettik. Kimilerimizin zaten bir izlenimi vardı önceden de bu konuya dair, insanları yerinden edecek olan kamusal değişiklikler olduğuna ve bunların desteklendiğine dair.

Malesef, Ataşehir’deki Emekevler ile ilgili kötü bir haber aldık. Ataşehir’i ilk ziyaret ettiğimizde çok canlı bir mahalledeki ilk gecekondu oluşumlarını keşfetmiştik. Grupla buraya geri döndüğümüzde ise evlerin yarısı yıkılmiştı ve buradaki yaşam haklarını korumak istediklerini ve savunacaklarını söyleyen bir grup mahalle sakini ile tanıştık. Ama diğer birçok yerde olduğu gibi onların da dışarıdan hiç desteği yoktu. Ve onları savunacak sadece tek bir avukatları vardı. Ne yazık ki, iki hafta önce geldiğimde geride sadece enkaz yığını vardı ve bir tek yakındaki cami ayakta duruyordu. O insanların şimdi nerede olduklarını merak ediyorum. Çok farklı, 50 yıllık bir kentsel dönüşüm hikayesini izlemiş olduk ve çok iyi arkadaşlıklarımız oldu. Arkadaşlıklarımızı sürdüreceğiz, onlar için en iyisini umut edeceğiz ve elbette hayatlarındaki bu ani değişiklikler için de onlar için endişeleniyor olacağız.

Dateien:
soL-kasim2013.pdf231 K
 
Sie sind hier: Meldungen